Kaplıcalar ve Hamamlar

Bildiğim Kaplıca ve Hamam Olgusunun Anlatmadan Önce:

Yeni bir araştırma sonuçları gösteriyor ki sıcak bir banyonun bünyeye verdiği fayda, egzersizin verdiğiyle hemen hemen aynı. Bir saat süresince sıcak banyo yaptığımızda metabolizma güçleniyor ve hastalıklara karşı bir çeşit savunma mekanizması geliştiriyor. Bir saatlik uzun bir banyoyu evinizde yapamazsanız hamamlarda veya kaplıcalarda yapmanız mümkün! Yalnız.. Lütfen suyu israf etmeyin. Suyu dikkatli harcayın ve boşa akıtmayın. Kurnalarda boş yere akan su gördüğünüzde lütfen musluğu kapatın. Bunu alışkanlık haline getirin ve etrafınızdakileri uyarın. İyi banyolar..

Okumaya devam ediniz..

Küçüklüğümde her yaz Türkiye’nin bir köşesini gezerdik. Özel arabamızla yolculuk yaptığımızdan yol üzerindeki küçük kasaba ve köyleri de ziyaret eder, yeni yerler görürken yeni insanlarla tanışmanın keyfine varırdık. Annem ve babam fazlasıyla disiplinli olduklarından bizlere planlı ve programlı yaşamı küçük yaşlarda tanıştırmışlardı. Bunun yaz tatillerimizle ne ilişkisi olsugunu, bizlere kaplıca turizmini tanıştırmalarını anlatarak dile getirmek istiyorum.

Babam her bahar Türkiye karayolları haritasıyla bizleri etrafına toplar yaklaşmakta olan yaz için nereleri gezmek istediğimizi sorardı. Biz dört kardeş gönlümüzün çektiği yerleri söyler kendi seçimimizde ısrar ederdik. Sanırım bu isteklerde hayal gücümüz bazen fazla çalışırdı ve bir aylık yaz tatilinde kuzeyden güneye, doğudan batıya birçok yerin gezilmesini umarak heyecanlanırdık. Sonuçta seçenekler mantık dahilinde daraltılır ve herkese bir oy hakkı sunulurdu.  Dolayısıyla o yaz gidilecek yer demokratik yollarla seçilirdi. Genellikle Mart başında, yazın nereye gideceğimize karar vererek yavaştan hazırlıklara başlardık.

Hep Türkiye’nin batısını gezdik. Hep güneş ve kum turizmi yaptık. Ancak annemin ve babamın kaplıca sevdası bizlere de bulaştı. Yaz tatillerinde güzergahımızda bulunan kaplıcaları ziyaret etmekten zevk almayı öğrettiler.

Türkiye’yi ve yollarını çok iyi bilen babam, yaz tatillerimizin başına ve sonuna mutlaka bir kaplıca ziyareti yerleştirmekte hiç zorluk çekmezdi. Dolayısıyla yaz tatili için seçtiğimiz beldelere giderken yolda kaplıcalara uğrayıp bir iki gece geçirmek kanıksanmış bir tatil türü oldu bizler için.  Aslında sadece kaplıcalar ve hamam kültürü değil, Anadolu’nun kültürü, insanları ve geleneklerini her fırsatta paylaştılar.

Böylece çocukluğumun yazları, güneş, kum ve kaplıcalardan ibaret hale geldi. Kaplıca ziyaretlerimiz her zaman aileyi birbirine yaklaştıran, temizlik ve duruluk dolu, eğlenceli, günlük streslerden arındıran bulunmaz fırsatlar olarak kazınmıştır kafama.

Belki çocukluğumda içime sinen kaplıca tutkusu daha sonra hamam sevgisine dönüşmüştür, kim bilir! Sanırım her ikisini de hiç sevmeyebilirdim, eğer çocukluğumda tanıştırılmamış olsaydım. Birçok arkadaşım ne kaplıcadan ne de hamamdan hazeder. Genellikle onların ailelerinde de hamam ve kaplıca düşkünü yoktur diyebilirim. Sanırım bu kısa hikayenin anafikri, ebeveynlerin çocuklarına geleneklerimizi tanıştırmasının ve yaşantılarına buyur etmelerine fırsat vermelerinin gerekliliğidir.

Dünyaca bilinen Türk hamamı olgusuna yabancı olan çocukluk arkadaşlarıma hayretle bakmaya devam ediyorum. Günün birinde bir turist hamam nedir diye soracak olsa, sanırım arkadaşlarımın dilinde hamam pek de takdir edilecek bir tecrübe olarak çınlamazdı. Oysa hamam sadece temizlenmek için gidlen bir yer değildir, aynı zamanda mental olarak da rahatlatıp streslerden arındıran bulunmaz bir deneyimdir. Şahsen SPA olarak bilinen modern ortamlar yerine her fırsatta kaplıca ve hamamı tercih ederim. Çünkü kaplıca termal suların toplandığı sağlık sunan yerlerdir. SPA her zaman termal alanlara kurulmaz, çoğu kez terkos suyunun ısıtılıp kullanıldığı modern oluşumlardır. Yeni inşa edilmiş bile olsa hamam, kendine özgü karakteriyle çizgi dışı rahatlama ve temizlenme sağlar. Ve bunun da ötesinde Türk Hamamı olgusu dünyaca bilinir.  SPA bazı hamam karakteristiklerini barındırsa da hamamla boy ölçüşemez, fazla modern kalır. Hamamlarımıza rağbet etmek suretiyle hamam kültürümüze sahip çıkmanın zamanı çoktan gelmedi mi?

Kaplıca ve hamam birçok ortak noktaya sahiptir. Her ikisinde de sıcak ve buhar dolu bir sıcak oda, yıkanmak ve temizlenmek için daha sıcak bir oda, ve temizlendikten sonra dinlenmek için soğuk oda bulunur. Sıcak odaya girişte tam orta yerde göbek taşı bulunur. Göbek taşı genellikle mermerdir, alttan ısıtılır ve sıcak odaya girişte ilk göze çarpan odak noktasıdır. Kurnalar taştan veya mermerden oyulmuştur, tahtadan yapılmış nalınlar, yıkanmaya gelenlerin vücuduna dolanan peştemal, kurnalara üçer beşer dağıtılmış metal veya plastik taslar, şırıl şırıl akan suyun sesiyle, yukarlarda biryerlerden sızan ışıkla süzülen buhar ve havanın rutubetli kokusu hem hamama hem de kaplıcaya özgü muazzam özelliklerdir. Ellerinde kese, sabun ve küçük leğenlerle hamama gelenleri yıkayıp masaj veren tellaklar da (kadınlarınki natır)  Türk hamamının olmazsa olmazlarıdır.

Peştamala sarınmış bir halde hamamın sıcak odasına girince bir kurnanın başına geçmek, buhar yoğun ortama gözleri ve bedeni alıştırmak, hamam sakinlerine belli etmeden bakmak, suyu açıp duvarlara çarparak gelen şıkırtısını dinlemek büyük zevktir. Sonra yavaşça göbek taşına uzanıp bedene ve beyne dinlence verirken su damlacıklarına asılı ışığın içinden bir başka boyuta uzanmak zihnen ve ruhen kademe atlamak gibidir. Bu arada iyice terleyip kabaran kirler yıkanıp paklanmaya geçmenin zamanını haber verir. Eğer tellak (ya da natır) keseleyip sabunlayacaksa, bu genellikle göbek tasında olur ve o gelene kadar peştemal içinde göbek taşı keyfi yapmaya devam edilebilir.  Eğer kendi kendine yıkanmak tercih edilmişse sıcak odalardan birine geçerek yıkanma prosess başlatılır.

Kaplıca ile hamam arasında en büyük fark, kaplıcanın irili ufaklı havuzlara sahip olmasıdır. Hepsi de termal şifalı sularla dolu bu havuzların sıcak suyunda birkaç dakikadan fazla kalmak mümkün olmadığı gibi sağlığı da tehdit edebilir. Sağlık demişken, hamile kadınlar, ihtiyarlar ve kronik hastalığı olanlar doktor tavsiyesine uyarak hamam ve kaplıca ziyareti yapmalıdırlar.

Turistik otellerin hamamlarının kadın ve erkek karışık olduğunu biliyorum. Bu aslında geleneğe ve ahlaka aykırıdır. Ticari amaçlı bu düşüncenin, müşteriler tarafından kırılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta bazı otellerde kadınlara erkek tellakların masaj vermesi çoğu kez turistlerin değil erkek tellakların tercihi olduğunu da duymuştum. Sanırım bu piyasa işi uygulama düzeltilebilir, eğer müşteriler taleplerinde ısrarlı olurlarsa.

Ben mümkün olduğunca tarihi hamamları ve kaplıcaları tercih ederim.

Selçuklulardan ya da Osmanlılardan kalmış, yüzlerce yıllık yapılarda arınmanın büyük bir şans olduğunu düşünürüm. Ancak çoğu kez bu yapılar neredeyse terkedilmiş bir görünüşe sahiptir ve kapısından içeri girmek bile cesaret gerektirir. Geleneklerimize sahip çıkmak adına kaplıca ve hamam endüstrisinin canlanması için uğraş vermenin gereğine inanıyorum. Eğer hamamlara talep artarsa işletilmekte olan tarihi hamamlar da payını alabilir ve elden geçirilerek onarılabilir. Bu bağlamda tarihimize ve geleneklerimize sahip çıkmak zevkli bir görev haline dönüşebilir.

Kaplıcalarda ve hamamlarda yıkanmak salt temizlenmek değildir aynı zamanda manevi oksijen veren bir paklanma prosesidir. Hem vücut hem de beyin temizlenir, streslerden arınılır. Çoğu kez kadın, kız, gelin, konu komşu gidilen hamamlar aynı zamanda sosyal bir ortamdır.  Geçmişimizin ve geleneklerimizin imzasını taşıyan hamam sefalarının daha çok rağbet görmesi umidiyle!

Dipnot: Yazıyı alıntı yapmak isteyenler yazının bir bölümünü aktif linkli kaynak göstererek alıntı yapabilir. 

Tazelik.. Detoks.. Hamam..

For English version of this blog post please go to: Hamam

5 thoughts on “Kaplıcalar ve Hamamlar

  1. Geçen hafta nadir komşu ziyaretlerinden birini yaptığım sırada diğer komşularımın nerdeyse 2-3 haftada bir Hamam günü yaptıklarını öğrendim. O an bu fikir çok sıcak geldi. Filmlerde gördüğüm eğlenceli hamam sahneleri canlandı gözümde. Sanırım bende gitmeliyim arada bir arınmak gerek hem fiziksel ve psikolojik olarak 🙂 Bu kadar uzaktayken bu kadar sıcak ve bu kadar bizden yazın için seni öpüyorum 🙂 Sevgiyle, sağlıkla kal!

  2. SAYIN FATŞ HANIMTÜRK HAMAM VE KAPLICALARINI ÇOK ANLAŞILIR BİR YAZI İLE KALEME ALMIŞSINIZ. SİZİ TEBRİK EDİYORUM. ÖNÜMÜZDEKİ ZAMAN DİLİMİNDE TERMAL SAĞLIK SP ADINDA BİRDERGİMİZ ÇIKACAKTI.BU KONUDA YAZI VE ÖNERİLERİNİZİBEKLERİZ. SELAM VE SAYILARIMIZI SUNARIM. ARİF YAĞCI.

  3. Fatoş hanım yazınızı okudum ve sanırım ben bir istisnayım. Küçükken E.şehre gittiğimizde illa bir hamama gidilirdi ve tek sevdiğim şey hamam çıkışı gazoz ve simit ikilisiydi. şimdi de Kütahya da kaplıca şehrinin ortasındayım, her ne kadar Afyon ünlenmiş olsa da Kütahya suyunun çok yararlı olduğu hatta fizik tedavide de oldukça iyi olduğunu söylemekteler. ve ben 10 yıldır burda olmama rağmen bi kere bile gitmedim, çünkü dedim yaa istisnai olarak sevmiyorum. sanırım küçükken gittiğimiz hamamlar bilinç altımda kötü izler bırakmış olabilir:)) Ama yine de özellikle fizik tedavi için tavsiye ederim. yalnız küçük çocuklarla termal otele ya da kaplıcaya giderken suyun özelliklerine ve çocuk üzerindeki etkisine dikkat etmeniz lazım. Sevgiler.

  4. hamam ! simit ,çay – çiğbörek ,ayran- porsuk kenarı-okey kadar tanıdık. Doğal sıcak su ve hiçbir ayrıma yer vermeyen haliyle; peştamellerin içinde cıbıl cıbıl teyzeler, çocuklar, yeni kırkında özgürleren eski tazeler. Hepsi tek bir amaca kilitlenmiş; su su sıcak huzur ve çamlıca gazozu:)
    bana ilk 25 yılımı hediye ettiniz yazınızla teşşekkür ederim.

  5. Merhabalar Fatoşcum ,ben blogunda dolaşırken bu yazıyı görünce çok mutlu oldum .Eskiden hamam olan ama şimdi İnsanlara Şifa veren bir kaplıca da çalışan bir doktor olarak yazını okumak çok hoşuma gitti.Özellikle en doğru yerdede uyarılarını yapmışsın.kaplıca eğerki doğru yönlendirilirse fizik tedavi ile birlikte ve hatta uygun ortamda yürüyüş ve güneş ,denizle desteklenirse çok güzel alternatif bir tedavi yöntemidir.Hamam bence kaplıca tedavisinden bu yönden ayrılabilir.Ama dediğin gibi bencede bu canlandırılması gereken hoş bir geleneğimiz. Yazın için eline sağlık.

Comments are closed.