Telefon Bağımlılığı Diye Bir Gerçek

Telefon bağımlılığı bir şehir efsanesi değil, tamamen gerçek!

Telefonun yaşamımıza nasıl örülmüş olduğunu düşününce telefon kullanımı üzerine yapılan sayısız araştırmanın gereğine inanmamak güç!

Araştırmacılara göre sürekli telefonda mesaj olup olmadığına bakan insanlar madde bağımlılarına benzetiliyor ve etraflarındaki insanlarla ilişkileri bozuluyor.

En yeni anketlerden birinin sonuçları değerlendirildiğinde genç yetişkinlerin günde 7 saate varan sürelerle telefon kullandıkları ve bu davranışın romantik ilişkiye kötü etkisi olduğu anlaşıldı.

Bazı telefon kullanıcıları öylesine bağımlı olmuş durumda ki telefonları elinden alındığında çaresiz birer zavallı haline geliyorlar!

Telefon bağımlılarının iletişim teknolojisine tiryakiliği rahatsızlık verici olarak duyumsanıyor.

Teksas’ta bulunan bir işletme okulunun profesörü mesajlaşmayı meteryalist ve impulsif olarak niteliyor. “Tüketici kültürünün bir parçası olan mobil telefonlar, sadece birer aygıt olmaktan öte statü belirleyen sembollerdir” diyor. Fakat mobil telefonlar ilişkilerimizi baltalıyor! Çünkü araştırmacılara göre telefon bağımlılığı diğer bağımlılıklar gibi bir bozukluktur. Telefon bağımlılığı, kompulsif kredi kartı kullanmak ya da alışveriş hastalığıyla aynı kefeye konuyor. En son yapılan çalışma kendi alanında bir ilk cunu telefon bağımlılığının meteryalizmle ilgisini irdeliyor. Meteryalizme bakmak gerekli ve önemli çünkü tüketicinin ne alacağını, ne zaman alacağını, hangi durumlarda alacağını belirleyen bir faktör. Araştırmacılar mobil telefon kullanımı öyle yaygın ki, iletişim teknolojisine bağımlılığın nedenlerinin ve nasıllarının incelenmesi gerektiğine inanıyor.

Daha önce yapılan araştırmalarda yaşları 18-29 olan kullanıcıların günde ortalama 110 mesaj (text) yazdıkları, buna karşılık 113 civarı mesaj aldıkları, ayda ortalama 3.200 mesaj gönderdikleri anlaşıldı. Bunlara ek olarak günde en az 60 kez telefona gelen mesaj olup olmadığına baktıkları ve yaklaşık 7 saat boyunca telefonla konuşarak ya da internete girerek zaman geçirdiği anlaşıldı.

Davaranısşal Bağımlılıklar Dergisinde yayınlanan çalışma sonuçları telefon kullanmanın gereklilik olmaktan çok gösteriş haline dönüştüğünü savunuyor.

Bu sonuçlar iki değişik üniversiteden 191 işletme öğrencisine sorularak ortaya çıkarıldı. Cep telefonları her yerde kullanılabiliyor, örneğin öğenciler derste mesajlaşabiliyor. Telefon biligi edinilebilecek bir medyum halinden zaman kaybetmeye yarayan ve amacın tersine hizmet eden bir aygıt haline dönüşüyor. Çalışma sonuçları aynı zamanda telefon kaybetmenin sosyal hayatı altüst eden bir felaket şeklinde değerlendirildiğini de ortaya çıkardı.

Masum bir bakışla telefon kullanmanın, özellikle gençlerin zaman geçirmek ve birşeyler öğrenmek için yaptıkları bir aktivite gibi görülebilir. Biliyorsunuz günümüzde telefon; konuşmaktan çok navigasyon, mesaj, video-chat, kitap okuma ve Internet ulaşımı için kullaniliyor. Araştırmacılar gidişatın ciddi olduğunu ve telefon bağımlılığının gerçek olduğunu söylüyor.

İngiliz araştırmacılar 2008’de Nomofobi diye bir terim ürettiler. Nomofobi, mobil telefon bağlantısı/ulaşımı olmayan  insanların yaşadığı endişe anlamına geliyor. Oysa bugün telefonu elinden alınan kimse eli ayağı bağlanmış pozisyonuna düşüyorlar ve telefona ulaşana kadar fonksiyonel olamıyorlar.

Etrafınıza biraz dikkatli bakacak olursanız, özellikle gençler arasında, telefon kullanımının bağımlılık olduğunu göreceksiniz. Evet, telefon bağımlılığı uydurma değil, bir gerçek! Ayrıca telefon bir statü belirleyicisi ve gösteriş unsuru da!

One thought on “Telefon Bağımlılığı Diye Bir Gerçek

  1. telefon kimine göre araç kimine göre hastalık.

Comments are closed.