Feb 032015
 
sade bir hayat

Bu yazı, yavaş, düz ve sade bir hayat özleyenlere yazılmıştır.

Sadelik dengeyi de beraberinde getirir. Aynı zamanda özgürlük hediye eder. Hepsinden öte, sade olmak eğlencelidir. Düz ve sade bir hayat belki de günümüzde ihtiyacımız olan en gerekli şeydir.. Bir de yavaşlamak gerek..

Denge, yavaşlamak, düz ve sade olmak demişken ihtiyaçlardan ve isteklerden bahsetmemek olmaz. Sahi hayatın neresinden başlamalıyız ki isteklere değil, ihtiyaçlara odaklanabilelim?

Bu soruya herkesin yanıtı farklıdır ama şunları göz önünde bulundurmakta fayda var:

Sahip olduklarımız

Sürekli satın alıyoruz. Evimiz, arabamız, işyerimiz, çantamız, dolaparımız ve çekmecelerimiz dolarken cebimiz boşalıyor. Almaya ve sahip olmaya kenetlenince asıl önemli şeylere ilgi veremez oluyoruz. Teşekkürü, şükranı, şükrü ve memnuniyeti de unuttuk! Gereksiz şeylerden uzaklaşmanın belki de tam zamanı..

Zaman yönetimi

Hayatımızda ne önemli ise, zamanı oraya kanalize etmek zorundayız. Zamanımızdan çalan öyle çok şey var ki.. Öncelikleri yeniden gözden geçirmenin zamanı geldi diyorsanız şu listeyi kendinize göre düzenleyin: aile, büyükler, çocuklar, din ve maneviyat, ev, hobiler, iş, sosyal medya, toplumsal fayda, vs, vs, vs.. Bu listeyi herkes kendince öncelik sırasına dizmelidir.

aile cocuklar

Hedefler

En önemli bir ya da iki hedefi mercek altına almalı, diğerlerini kenarda bekletmeli. Tüm konsantrasyon ve ilgi bu hedeflere verilmelidir. Zamanla hedeflere ulaştıkça yenileri eklenebilir.

Olumsuz düşünce

Pişmanlıklar, keşkeler, kızgınlıklar, nefret söylemleri, kıskançlık ve öç alma gibi duygular hayata zehir katmaktan başka işe yaramıyor. Geçmişi affetmek, geleceği düşünürken an’ı yaşamak ve bu süreçte negatif düşünceleri ötelemek gerekiyor.

Borçlar

Borçlar zihninizi meşgul ediyor, hem fiziksel hem akıl sağlığınıza zarar veriyorsa azaltın! Lüks yaşamak için gereğinden fazla yükün altına giriyorsanız, daha düz ve sade yaşayın yükten kurtulun. Hemen bugün karar verin, kurtulun!

borclar, para, cuzdan, gelir, gider, kredi kartlari, faizler

Kelimeler

Güzel sözler söylemek ne kadar mutlandırıyorsa, güzel sözler duymak da o kadar heyecan vericidir. Güzel sözler kullandığınızda, güzel sözler duyma şansınız da artıyor. Ayrıca daha az konuşup daha çok dinlemek, dürüst olmak, sözünde durmak ve dedikodudan uzak kalmak da olumlu mental katkı sağlayan mükemmel davranışlardır.

Sağlıklı beslenmek

Nerde doğal, organik, ekolojik, eski usulde imal edilmiş yiyecek varsa onları tercih edin. Bağışıklık sistemini zorlayan, rahatsızlıkları tetikleyen gıdalardan uzak durun.

Monitöre ayrılan zaman

Monitör dediğimiz TV olabilir, kompüter, video oyunları, sinema, filmler veya telefon olabilir.  Medyaya ayrılan zaman, sahip olduğumuz değerlerin değişmesiyle doğru orantılı. Yani medyayı kontrol edenler beynimizi de kontrol ediyor. Dolayısıyla hayatımıza hükmediyorlar. Ne yiyeceğinize, ne giyineceğinize, kimlerle konuşup ne düşüneceğinize karar veren medya moğolları oluyor. Fakat tüm bunlar okurken farkına bile varılmıyor. Monitöre ayrılan vakit azaltılırsa kişinin kendi değerlerine dönmesi ve onları yeniden benimsemesi kolay olur.

bilgisayar, telefon, ekran, monutor, tv ve otesi

Dünya ile bağlantı

Sosyal medyadan uzaklaş, parklara, piknik alanlarına, ormanlara, plajlara, çay bahçelerine, manzaraya gel yaklaş! Sanal arkadaşların peşinden koşmak yerine, gerçek olanları elde tutmaya çalış! Biliyoruz ki sanal arkadaşlar bugün var yarın yok. Oysa gerçek dostlar yıldızlar gibidir, görünmediklerinde bile oradadırlar.

parklar piknikler

Çok görevlilik

Birden fazla iş yapmaya çalışmak stresi arttırdığı gibi verimi de düşürüyor. Bir seferde, birden çok iş yapmak mümkün gibi görünse de aslında beyin o işlerden sadece bir tanesine gereken ilgiyi gösterebiliyor. Günümüzde teker teker iş yapmak neredeyse unutulmuş bir aktivite. Yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bir iş yapmak, o işi manasıyla yapmak, hakkını vermek ve sonra diğer işlere geçmek öneriliyor.

Bütün bunları yaparak yavaşlamış, rahatlamış, streslerden arımış oluyoruz. Ne dersiniz? Yavaş, düz ve sade bir yaşamı özlemedik mi?