Feb 092017
 

Leylim Leylim – Ahmed Arif’ten Leylâ Erbil’e Mektuplar 1954-1957

Bu kitap Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e yazılmış mektupları içeriyor. İlk mektuptan sonuncusuna kadar hepsi onmaz bir hasretle sarmallanmış. Tüm satırlar sevda dolu, aşk yüklü. Kahredici zindan yaşamından kaçmak, kurtulmak, sığınmak düşünceleriyle Leyla’ya adanmışlık var satırlarda.

Derin tutkuyla birlikte o döneme ait siyasi düşüncelere, felsefi akımlara, sanata, edebiyata, insan ilişkilerine ve psikolojiye değinmeler de var. Her satırda hapislik, sürgün, işkence.. Mahpusluk halleri, çile çekmeler, çaresizlikler ve dolayısıyla aşka sarılış ile hayata tutunuş var. Karşılıksız, menfaatsiz damardan, delice bir aşk.. Ve tabi dindar bir sabırla bekleyen Ahmet Arif..

Hapishane yılları, sürgün ve kalebentlik süresince Leyla Erbil’e gönderilen mektupların ardı arkası kesilmiyor. Hepsinde takıntılı bir aşk var, hepsi çok içten, dopdolu, ağır, yoğun, çarpıcı. Mektuplar beklentili, kimi zaman gergin, perişan, endişeli.. Hepsi son derece güçlü, şiddetli ve etkileyici. Bir sürü mektupta hep aynı kararlılıkta yazabilme gücü hakim.. Türüne az rastlanır olağanüstülükte yazılmış yakarış sözleri bunlar.. Meraklısına hararetle tavsiye ederim.

Mektupların bitirilişleri inanılmaz derinlikte.. İşte kitaptan birkaç veda.. 

Sayfa 10
Kulluğum, divaneliğimle ellerini, gözlerini öperim. Öpüyorum ama doyamıyorum. Mululuk ya da cehennem bu galiba. Sana doymak, korkunç ahmaklık olur. Hadi gel..
Sayfa 11
Gözlerinden öperim canım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum. Yarı parçam.
Sayfa 18
Ben hastalığı yeneceğim, çünkü sen varsın. Yine de hastalığımı, çaresizliğimi affet. “Sevgimi herkese dağıt” diyorsun. Hiç kimseye dağıtamam. Gözerinden vazgeçilmez ömrüm. Yarı canım, al beni. Çok bekletme. Hemen yaz ya da hemen gel. Senin, ancak senin. Senin, yalnız senin.
Sayfa 21
Gözlerinden, burnunun, üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa. Senin, yine senin.
Sayfa 37
Gözlerinden hasret ile bi dolu – bi viran öperim canım.
Sayfa 68
Gözerinden bûs eyler Arif kulun.
Sayfa 81
Gözlerinden öperim. Umudum postalarda, vay beni! Beni!
Sayfa 85
Benim her şiirimde varsın ve olacaksın. Ama dünyanın en dehşet şiiri bile “sen” olamaz. Bunu yaşamak gerek. En asıl gerçek bu işte. Hasretle canım. Öperim.
Sayfa 87
Sana mahkum kalmak güzel. Gözlerinden öperim. N’olur yaz.
Sayfa 90
Öylesine, hûlya, kutsal ve uzaksın ki.. Allah kahretsin beni.
Sayfa 91
Gözlerini, ellerini, öperim. İstanbul’a gidince yaz e mi? Ya da adres ver. İyi izinler, iyi tatiller sevgili canım.
Sayfa 102
Gözlerinden öperim. Ama gene yarımım.
Sayfa 106
“Gözlerinden, gözlerinden öperim – Bir umudum sende – Anlıyor musun?” Ha, sahi bu sende var mı? Yoksa göndereyim. Şu kırk yılı ne zaman kırk saate indircen? Hemen yaz, hakikat mektup beklemektir. Patlamak, kendi kenini bitirmek, gebermektir. Ve bunlar şu günlerimin öbür adıdır. Öpeyim canım.
Sayfa 111
Kölen olmak ne büyüklükmüş meğer! Başın için, bir daha yaratılması imkansız gözlerin için, bana rahat, bana anlaşılır bir mektup. Delinim. Ayrılık korkunç.
Sayfa 114
Canım dostum. Şu an, yanında olmayı dünyaya bin yıllığına yeniden gelmeğe değişmem. Gözlerinden öperim. İmdat! Ferman senin elbette.
Sayfa 117
Gözlerinden öperim canım, sağlıklar, saadetler! Klasik temenni ya da çırpınmalar bunlar. Affet… Bilisizim, şöyle yapayım, “yapmak” yolunda dönülemese de.. Yaz canım. Deliyim.
Sayfa 122
Seni ölesiye öperim canım. Nerde o ölüm! Tanrı bana kepazelik ölümler sundu hep.
Sayfa 130
Seni cehennem bir hasretle öperim.
Sayfa 133
Senden kıyamete dek sürecek bir öpücük alayım, dur. Dayanır mısın?
Sayfa 137
Seni sevmenin büyüklüğü başımı döndürüyor. Kalbim çatlayacak handiyse. Önünde diz çöker, önce parmaklarını, avuçlarını, sonra sonra, hüngür hüngür, yüzünü, saçlarını öperim. Senin.
Sayfa 139
Dünyanın en tükenmez mutluluğundayım. Ne yana dönsem sen. Elimi neye uzatsam yalnız değilim. Yazıver bana canım. Ne emredersin?
Sayfa 144
Birçoklarının almak için, neleri varsa verip de gene olamayacakları bir şey olabilirim oysa. Ama seninim. Ve sen, itmez, terslemezen bu bana yeter. Sarıl bana. Seni beraberimde götürüyorum zindana. Artık üşümüyor, korkmuyorum. Öperim canım.
Sayfa 146
Şimdi burada güzel bir şafak. Gene uykusuz, mutsuz, tedirginim. Sana yazmak, yazmak, yazmak istiyorum. Seni bütün şafaklarda, evrenlerin o ıssız ihanet saatlerinde öperim. Ve sen geçersin içimden. Bitmek bilmezsin.
Sayfa 147
Evrenimde senden gayrı hiçbir nenler yok, bilmeni mutlak isterim. Hasretle.
Saya 151
“Herhal ilerdedir – yaşanacak günlerin en güzelleri.” Öperim.
Sayfa 158
Sen beni affet canım. Üzdüysem, sıktıysam gene, divaneliğime, tutkunluğuma ver. Ve dağılma, sıkılma, çözülme sakın. Üşüme! Mutlak iyidir, güzeldir önümüz. Hasretle canım. Öperim. Yaz, yaz, yaz işte! Beklerim. Kulun.
Sayfa 160
Benden iste hayatım. Neyim var ki senin olmadık zaten. Ha, “gururum incinir” diye bir meselem yok seninle!
Sayfa 166
Bilirsin mektuplarımı hep seninle doldurmak isterim. Başka neyim var bu dünyada, sen söyle sevgili? Ben de senin gözlerinden öperim.
Sayfa 170
Ulan, aşkından kebap olduğuma yanmam, bir de grip oldum be! Sal nezleni de Ahmet’ine! Gelen, senden gelsin yeter ki! Az mutluluk mu, bulunur şeref mi seni sevmek? Gözlerinden öperim canım. Sevdâ, sevdâ, sevdâ, sevdâ. Kulun.
Sayfa 174
Senin sıcak durman, senin esenliğin, senin mutluluğun salt benim meselemdir ve imanla, yürekle söylüyorum: salt benim meselem. Çıkarsız, tepeden tırnağa gerçek, pervasız hem. Gözerinden öperim, yahut bir halt edemem. Kulun.
Sayfa 176
Belki son defa gözlerinden öpüyorum. Sade, mezara kadar götüreceğim tek sevdâsın. Bunu unutmamanı istiyorum. Senin.
Sayfa 180
Bana darılma canım, elimde olsa en derin, en karanlık, en zincirlenmiş arzularını tek tek yerine getirirdim. Getireceğim, getirmeliyim. Haydi yaz bana. Kulun.
Sayfa 189
Rüzgar yarandan, meç’inden, yalancı topuzlu saçından öperim canım. Bekletme.
Sayfa 204
Gebermek. Tek çıkar yol bu. Öyle ki cansız bir gövdeden gayri hiçbir nen, hiçbir iz, hatta hiçbir anı bırakmadan gebermek. Senin başın için yemin ederim bu böyle. Derkenar: Sana kırgın, sana dargın, alınmış da değilim. Bütün kahrım kendime. Sakın üzülme. Yalvarırım üzülme.Leylim Leylim

Kitabı okuyanlara sorular: Mektuplar aşırı mı? Mektuplar boğmuş mu? Mektuplar usandırmış mı? Size de böylesine aşk dolu mektuplar gönderilseydi, ne düşünürdünüz? Bence bitirim mektuplar hepsi..