Bloglarım

İnsanlar Uyanıyor

İnsanlar uyanıyor

Nasıl ki çığ yuvarlanarak büyürse, insanlar da bilginin kolayca ulaşılabilir hale gelmesiyle adeta çığ hızıyla bilgileniyorlar.  

Başlangıçta birileri bir düşünce atıyor ortaya. Teknolojinin etkisiyle bu düşünce hızla palazlanıyor, etrafa yayılıyor, en kısa sürede bir de bakıyorsunuz dünyanın bir ucunda aynı düşünceye hakim insan grupları oluşmuş.  

İnsanlar enerjilerini ve vizyonlarını ortak bir düşünce etrafında toparlıyorlar ve muazzam bir potansiyel çıkıyor ortaya. Bu dönüşüm ve devinim içinde bulunmakta gecikenler ise, kısa sürede vücut bulan değişimi hayretler içinde seyrediyor. Bu durum insanlığın bilinçlenmesidir. Uyanıştır. Umarım ki, dağıtılan düşünceler manalı olsun ve paylaşılan bilgiler sadece gerçekleri yansıtsın..   

Tüm bu değişim kimileri için toplumsal iyilik, kimileri için maneviyatı güçlendirmek anlamına geliyor. Bazıları için her iki anlamı da bünyesinde barındırıyor. Bazıları yeni düşünce yöntemlerine alışmakta güçlük çekerken birçokları dijital çağda iyi veya kötü şeklinde tartmaksızın hemen her değişimin peşinden koşuyor.

Fakat unutulmaması gereken bir nokta var. Dijital çağda yaşamaktayız ve teknoloji yetişmesi mümkün olmayan bir hızla değişiyor. Bilginin doğruluğu diye bir ölçüm henüz yok. Her an, her yerden ortaya atılan bilgi okyanusunda kafalarımızın karışması da normal. Böyle bir dönemde karşımıza çıkan yazılara, görsellere, videolara ve diğer bilgiye körü körüne inanmadan önce şuurlu bir şekilde düşünmek zorundayız. Her insanın şuurlu olmak gibi bir zorunluluğu var çağımızda.. Bir tıklama, bir kalp, bir beğeni, bir güncelleme, bir RT,  fotoşoplu bir görsel ile iyi veya kötü çığ başlangıcına imza atmak çok kolay. Üzerimize düşen, duyarlı ve şuurlu olmak zorunluluğudur.    

Hayallere, ideolojiye, vizyona veya diğer düşüncelere ulaşmak adına herkes kendince etkileşimde bulunurken yapacağı etkinin çığ gibi büyüyebileceğini aklından çıkarmamalıdır. İnsanlar bilinçleniyor, uyanıyor derken kalabalıkların tamamen yanlış yerlere sürüklenmemesi dileğiyle..

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Yaşı Geçkin Ama Zinde İhtiyarlardan Tavsiyeler

Yüz yılı aşkın süredir yaşayan, kendini sağlıklı ve zinde hisseden büyüklerden uzun yaşama ait tavsiyeler:

Zihinsel Aktivite
Her fırsatta yeni birşey öğrenmek
Her gün ilginç birşey yapmak
Hayattan zevk almak
Zihni geliştirecek aktivitelerde bulunmak
Evcil hayvanlarla vakit geçirmek

Fiziksel Aktivite
Sağlıkl beslenmek
Günlük egzersiz yapmak ve gün boyunca aktif olmak
Açık havada zaman geçirmek
Fırsat buldukça kısa veya uzun tatile çıkmak

Sosyal Aktivite
Çevredekilerle iletişim kurmak ve sürdürmek
Sevilir bir insan olmak
Hayata ait amaç belirlemek ve insani çalışmalara katılmak ve ve insanlığa sahip çıkmak
Espri ve şaka anlayışı geliştirmek
Aile, akraba ve arkadaşlarla vakit geçirmek
Gönüllü çalışmalara katılmak ve sosyal yaşama destek vermek

Bloglarım

Neden Şimdi Olmasın?

Beklemeyi Bırak, Şu Anda Yaşamaya Başla!

Yaşam yıllarımız sonlu. Gün gelecek bu dünyadan ayrılacağız fakat bunun ne zaman başımıza geleceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz şey birşeylerin olmasını beklemeyi bırakmak. Ve o şeyleri yaşamaya başlamak.

Hayat çok hızlı akıp gidiyor. Hatta yaşlandıkça daha da hızlı geçiyor. Vaktimizi neye harcadığımıza kendimiz karar veriyoruz, öyle değil mi? Fakat öyle uzun zaman öyle gereksiz şeylerle vakit harcıyoruz ki bir de bakmışız günler aylar yıllar akıp gitmiş!

Bu süreçte yapacaklarımızı hep öteliyoruz. Şu vakit gelsin yapacağım, şöyle olsun da sonra yaparım, beklediğim şey olduğunda şudur budur vs..

İlgi çeken çok şey var bu nedenle asıl ilgi bekleyen şeylerden uzaklaşıyoruz. Hayallerimizin gerçekleşmesini istiyoruz ama hayal ettiğimiz şeyin peşine gitmek yerine gereksiz şeylerle vakit öldürüyoruz. Hep öteliyoruz, hep iteliyoruz, vakit geçiyor biz şu anda yaşamak yerine bekliyoruz!

O birşeylerin olmasını beklemek ve zamanın boşa akışını seyretmek!! Soru şudur aslında: Neden şimdi olmasın?

Başka zaman yok. Geçmiş gitti. Gelecekte ne olacak bilmiyoruz. Sadece “şimdi” var. Şimdi değişmeye başlamak gerek. Yapacağımız ne ise, şimdi tam zamanı!

Mutlu olmak mı? Amaca ulaşmak mı? Tutkuları ve hayalleri gerçekleştirmek mi? Tüm bunları yapmak için başlanacak zaman şimdidir. Herşeyden önce sorulacak soru şudur aslında: Neden şimdi olmasın? 
 

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Vizyon ve Hayallerin Gerçekleşmesi

Hayallerin gerçekleşmesinde en önemli etken vizyondur. Vizyon olmadan hayal olmaz. Ama harekete geçmeksizin bekleyerek, yani sadece vizyon ile, hayaller gerçekleşmez!

Son zamanlarda ağızdan ağıza dolaşan “pozitif düşünce” ve “pozitif düşünerek istemek” gibi olgular var. İstemek, hayal etmek, olduğunu görmek bunlar hep olumlu şeyler ama kişi oturduğu yerden istediği sürece hayalleri gerçekleşemez!

İsteklerimiz, arzularımız, hayallerimiz ancak ve ancak onların peşinden tutkuyla koşmakla gerçekleşir. Hayalleri ya kovalarız ya da peşini bırakırız. Kısacası hayal etmek iyidir ama onları yakalamak için de peşinden koşmak gerekir. Kimsenin hayali oturduğu yerde gerçekleşmez, bence!!

Harekete geçmeksizin bolca istemek, beklemek, yeniden istemek, beklemeye devam etmek fırsatları kaçırmak demektir, bence!! Hayallerin gerçekleşmesinde boş yere beklemek yerine aksiyon gereklidir.

Yine.. Yeniden.. Hayallerin gerçek olması için önce vizyon gerekir. Sonra çok çalışmak, risk almak, aksiyon, inat ve azimle hayallerin peşinden koşmak gerekir. Sonuç çoğu kez başarıdır! O zaman.. Oturma elde etmek için çalış!!

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Daha iyisine ulaşmak için neler yapıyorum?


Daha iyisi dediğim şey kişiden kişiye değişir. Bu daha iyi bir yaşam olabilir, daha iyi çalışma koşulları olabilir, daha iyi aile hayatı olabilir, daha iyi bir insan olmak için uğraşmak olabilir.. Benim için daha iyisi dediğim şey ise kendimi geliştirmekle alakalıdır.
Daha iyisini elde elde etmek için yaptıklarım:


Her sabah şükerederek uyanmak. Evet ben bunu yapıyorum. Güne iyilik, güzellik, sağlık, sıhhat ve afiyet dileyerek başlıyorum. Küçücük ibadet odamda sabahın ilk ışıklarıyla şükürlerimi sunarak dualarımı ettikten sonra güne başlıyorum. Şükretmek, her an için teşekkür sunmak ve günün getireceği tüm fırsatlara kucak açmak benim için çok önemli. Ve bunu günün erken saatlerinde yapmak daha da önemli.


Her gün en az 20 dakika yürümek. Ofise günün ilk ışıklarıyla girdikten sonra sabah 11:30 civarı mola almak ihtiyacı duyuyorum. Çok yeşil, ağaçlık ve süper güzel bir kampüste çalıştığım için bu güzelliklerin tadını çıkarmam gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla her sabah molayı yürüyerek alıyorum. En az 20 dakika yürüyorum bu süreçte podcast dinliyorum. Eğer gündüz yürüyemediysem akşam üzeri evin yakınında bulunan gölün kenarında yürüyüş yapmaya gayret ediyorum.


Sevgiyi duyumsamak. Dışarlarda yürürken mavi-yeşil dünyamızın ne de güzel olduğunu düşünerek ve yeniden şükürler ederek yürüyorum. Sevgi doluyor içime. Hem yaşam sevgisi hem kendime olan sevgidir bu.. Ve bu yoğun duygularla yeniden ofise döndüğümde daha verimli çalışıyorum.


Ruhu doyurmak. Yürüyüşler ve günlük egzersiz ruhumu doyurmak için yeterli. Ama bunun yanında yazabildiğim kadar yazmaya uğraşıyorum. Yemek yapmak bana terapi oluyor bana.. Bahçede uğraşmak emsalsiz bir fırsat. Arkadaşlarla buluşmak ve ruhu doyuran sohbetler etmek yeri doldurulmaz bir rahatlama sağlıyor.


Kendini geliştirmek. Hepimiz her daim kendimizi daha ileri götürebiliriz. Ve ben de biliyorum ki öğrenecek çok şey var. Daima yeni şeyler öğrenmek için her fırsatta kitap, magazin, makale ne bulursam okuyorum. Podcast dinliyorum. Arabada radyodaki düşünce gıdası konuşmaları dinlyorum. Ve çevremdeki aklı başında insanlarla sohbetler ediyorum. Elimden geldiğince gönüllü paylaşımlarda bulunuyorum. Hep daha iyisine ulaşmaya çalışmak daha iyi, öyle değil mi?

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Herşey geçici!

Herşey geçici!
İyi veya kötü.. Herşey geçici.. Öyle değil mi?
Hiç birşeyin kalıcı olmadığını bildiğimizde bu anı yaşamaya başlıyoruz.
İyi şeyler de geçici, kötü şeyler de.. Öylese bu düşünce ile hareket edersek anı yaşamış oluyoruz.
Unutmayın ki depresif isek geçmişteyiz, endişeli isek gelecekteyiz ve eğer huzurlu hissediyorsak anı yaşıyoruz demektir. Anı yaşayabilmek içinse “herşeyin geçici” olduğunu akıldan çıkarmamak gerek.

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Berbatlaşan İnsanlık

 

İnsanlık neden berbatlaştı bilmiyorum ama gitgide bu hal daha korkunçlaşıyor!

Bakın bunlar ahlaki çöküntüye sadece birkaç örnek:

  • Sokak hayvanlarını incitenler, tekmeleyenler, sadistçe yaralayanlar, sakatlayanlar ve onlara tecavüz edenler.
  • Evcil hayvanlara vahşet uygulayanlar.
  • Çocukları acıtanlar, ırzına geçenler .
  • Kadınları, dedeleri, nineleri, canının istediğini gözü kırpmadan katledenler.
  • Engellinin engelini utanmadan eğlence konusu yapanlar.
  • Yaşlılara, mağdurlara, zavallılara, hastalara kayıtsız kaldıkları yetmiyormuş gibi insafsızca incitenler, acıtanlar, ağlatanlar, aşağılayanlar..

Sanki ‘canlı varılığı ezmek’ gibi gaddar bir alışkanlık edinmişe benziyor insanlık! Ve bu örneklere yüzlercesi eklenebilir.. Ama asıl konu o değil.. Asıl konu insanlığın neden böylesine hızla berbatlaştığı. Söylesene insanlık; sınırları daha nereye kadar zorlayacaksın?

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Hayat ve Ben

Hayat anlaşılmaz! Hayatta hiç birşey mükemmel değil. Hayatta hiç birşeyi doğru tahmin etmek olası değil. Hayat olur gider. Hayat yaşanır, eğrisiyle doğrusuyla beklenmez ve bilinmezleriyle.. Hayat aydınlık ve aynı zamanda karanlık da. Hayat mutlu ve mutsuz da. Hayat ılımlı ve uyumlu olduğu kadar hırçın ve çekilmez de. Yaşayıp gittiğim hayat bir saniye sonra ne çıkaracak karşıma bilmesem de şükürlerle yaşamaya devam ediyorum. Şükretmek hayatı doyurucu hale getiriyor.

Değerlerimi bildiğim ve onlarla yaşadığım sürece hayatı yaşamak daha manalı. Yüreğimin belirlediği değerlerimle hayatı yaşamak mutlandırıcı. Hayatta neleri başardığımdan çok kim olduğumu bildiğimde mutlanıyorum. Ne kadar çok para kazandığımdan çok kimlere ne şekilde dokunabildiğimi hissettiğimde huzur buluyorum. İşte ancak böyle anlar hayatı yaşanmaya değer kılıyor. Biliyorum ki hayatın sonunda “ne yaptığına memnun oldun?” diye soracak olurlarsa, “iyi ki çok çok çalışmışım” demeyeceğim. Hayat ne çok çalışmak ne de çok para kazanmak, hayat o anda hayatın içinde manalı amaçlarla bulunabilmek ve manalı hedeflere katkıda bulunabilmektir.

Bazen bir yakınım bana bir sorunundan bahsedecek oluyor. Benim yapabileceğim birşey yok ama onu dinliyorum. Dinlemek belki de ona verebileceğim en güzel destek! Hemen karşısına çıkıp tavsiyelerde bulunmak, onu yargılamak veya sorunu çözmeye çalışmak bana düşmez. Ben ancak ona bir dinleyici kulak olabilirim ki anlatarak rahatlasın ben de yanlış tavsiyelerde bulunmak yerine ona işitilmiş olma rahatlığını verebileyim.

Hayat bazen karartılarla dolu olsa da görülecek birçok güzel şey var. Ben gerçekçi bir insanım, olmayan şeyi görmeye çalışmam. Ama olan şeylerde ille de birer güzellik bulabilirim. Gerçekleri görmek, gereğinde gerçekleri söyleyebilmek insanı rahatlatır, özgürleştirir ve iyileştirir. Hayatımın amacı daima hakikati aramak. Ve o doğrultuda huzur bulmak. Olmayan şeyleri olmuş gibi görmek, yalanlarla yaşamak, gereksiz iyimserliğin peşinde koşmak bana göre değil. Ben olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan bir insanım. Bu halimden memnunum. Çok şükür.

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Sağlık Nedir?

Sağlık, banyoda duran tartının üstüne çıktımızda gördüğümüz ağırlığın ötesinde hem ruhsal hem de bedensel iyiliğin toplamıdır. Bir kişi zayıf olabilir ama hastalıklı da olabilir veya başka birisi kiloludur ama yapılan testlerden sağlıklı sonuçlar çıkmaktadır. Bazı insanlar hep cılızdır, bazıları daima balık eti, diğerleri iri kemikli, vs..

Sonuçta sağlığımız kantarın üzerindeki ağırlığa ait sayıdan daha farklı birşeydir. Sağlığımız fiziksel ve zihinsel anlamda nasıl hissettiğimizdir. Televizyon reklamlarında gördüğümüz vitaminleri bolca aldığımızda kendimizi sağlıklı sanmak, yalnızca sanmaktır. Yan komşuyla kiloları yarıştırmak da yanlıştır çünkü herkesin beden yapısı farklıdır. Kiloları, sayıları, kaç paraya alınmış bilmem ne vitaminlerini bir yana bırakıp insanın kendini dinlemesi gerekir.

Bunu hep söylerim; eğer canınız o an dondurma yemek istiyorsa belki kemiklerin kalsiyuma ihtiyacı vardır, dondurmayı yiyin. Eğer canınız durup dururken yoğurt yemek istiyorsa hemen yiyin. İnsanın kendisini dinlemesi ve ne zaman ne istiyor anlaması sağlıklı olmanın ilk şartıdır. Sonuçta kimse bizi bizden iyi bilemez, değil mi?

Sağlıklı olmak için doktorların belirttiği bir ağırlık/boy endeksi vardır. Bu ölçülerde olmak iyidir ama bazen de o ölçülerin dışında olsak da sağlıklı olabiliriz. Eğer doğru besleniyorsanız, kötü alışkanlıklarınız yoksa, sağlam bir bünyeye sahipseniz, kendinizi fit hissediyorsanız biraz ekstra kilonun pek zararı olmayabilir çünkü hareketlisinizdir, yorgunluk hissetmiyorsunuzdur, enerjiniz yerindedir. Durum böyle olunca harekteli olmak bir zevktir, öyle değil mi? Otururken, kalkarken, yürürken, uzanırken, eğilirken fazla sorun yoksa bu, kişinin fiziksel sağlıklı olduğuna bir işarettir. Fiziksel sağlık beraberinde ruhsal sağlık da getirir. Beden sağlığının yanında zihin açıklığı ve konsantrasyon gücü kişinin tümüyle sağlıklı olduğuna göstergedir.

Sağlık uzmanlarının ‘sağlık nedir’ soruna verdiği cevap: dengeli besleniyorsanız, kötü alışkanlıklarınız yoksa, hareketli ve aktif bir yaşamınız varsa kantarın gösterdiği rakamlara daha az sıklıkla bakabilirsiniz. Doktora gitmeyin demiyoruz. Kantara çıkmayın demiyoruz. Önce bedensel sinyalleri dinleyin diyoruz. Bu tür sinyalleri almak için kendimizi dinlemek gerek. Sonra bedenin ihtiyaçlarını ve tabi ki zihnin ihtiyaçlarını gidermek gerek. Yani körü körüne size dayatılan rakamlara ve pazarlama tekniklerine aldanmayın.

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Açık Havada Yürüyüş

Ne zaman canım sıkılsa kendimi dışarı atarım. Parka kadar yürümek, parkın içinde gezinmek boyut değiştirmek gibidir. Her zaman park bulmak mümkün olmayabilir; o zaman da sokakta mahalle aralarında yürürüm. Günün ortasında yaptığım açık hava yürüyüşleri günün geri kalan kısmını daha hızlı ve zinde geçirmeme yarar. Günün sonundaki yürüyüşlerse yorgunluk atmama iyi gelir.

Açık havada yürüyüşleri herkese tavsiye ederim. Daha ileri giderek koşmak veya bisiklete binmek de süper aktiviteler tabi.. Eğer etrafta birkaç ağaç görebiliyorsanız, çimlere ayak basabiliyorsanız, hatta çiçek koklayabiliyorsanız elbette ki çok şanslısınız. Bunlar olmasa bile sokaklarda, mahalle arasında, çarşıda, pazarda yürüyüşler de insanı zinde kılmak için işe yarar.

Hayat bazen çok ağır gelir insanın omuzlarına. Açık havada yürüyüşler bu yükü azaltmakta yardımcı olur. Yürüyüşler sayesinde hayat biraz yavaşlar, sade ve düz bir hale gelir. Umarım açık hava yürüyüşlerini siz de düzenli bir şekilde yapıyorsunuzdur. Etraftakilere, eş, ahbap, dost, konu komşuya da haber verin. Sayı ne kadar artarsa sağlık ve verimlilik için o kadar iyi!

Bloglarım, Kişisel Gelişim

Sağlıklı Bir Liste

Twitter’da rastladığım sağlıklı bir listeyi kendimce paylaşıyorum:

1. Uyku önemlidir, yeterli uyku çok önemlidir!
2. Egzersiz gereklidir, önemlidir. Egzersiz günlük yaşamın bir parçası haline gelmelidir.
3. Su adeta bir ilaçtır. Hergün 6-8 bardak su içmek faydalı bir alışkanlıktır.
4. Şeker sağlıksız bir gıda maddesi olarak düşünülmektedir o nedenle azaltmakta fayda vardır.
5. Beyni daima çalıştırmak gereklidir ve dolayısıyla yeni şeyleri öğrenmeye açık olmak beyni sürekli çalışır vaziyette tutacaktır.
6. Bol bol oku, bol bol yaz!
7. Bol bol teşekkür et, bol bol şükret!
8. Kibar ol, kibar davranışların yayılmasına vesile ol.
9. Negatif olma, pozitif ol!
10. Ailenle ve sevdiklerinle daha çok vakit harca.
11. Hayatındaki tüm gereksiz şeyleri yavaş yavaş azalt.

Ben bu tür sağlıklı listeleri seviyorum.. Belki size de iyi gelir..